YAZARLARIMIZ
Vakkas Burak Koç
Yeminli Mali Müşavir
E.Vergi Müfettişi
ymm.vbk@gmail.com



Vergisel Yükümlülükler Gelire Göre Mi Belirlenmeli, Basit Usul ve İşyeri Kira Geliri Elde Edenlerle Diğer Gelirleri Elde Edenlerin Yükümlülükleri Farklı Olmalı Mı, Denetimde Meslekler Mi Şirketler Mi Ağırlıklı Olmalı

VERGİLENDİRMEDE ADALET AMACI

Maliye tarafından yapılan ve yapılmakta olan denetimlerde amacın; “Vergilendirmede Adalet” yani çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınması olduğu iletişim araçlarıyla mükelleflere duyurulmuştur.

Vergilendirmede Adalet” ilkesi ödenecek vergi ve vergilendirme süreçlerini de kapsayan, bu süreçlerin adaletli ve eşit muameleyle sürdürülmesi gerektiği sonucunu doğuran bir ilkedir.

“Vergi Denetiminde Adalet”  Vergilendirmede adalet için, vergi denetimlerinin de mükellefler arasında adil şekilde uygulanması gerekir. Vergi Denetim baskısı ve ceza tehdidini her mükellef, risk ve gelir beyan durumuna göre, eşit şekilde hissetmelidir.

DENETİMLERDE ÖNE ÇIKAN MESLEKLER

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığının son zamanlarda, özellikle Serbest Meslek Erbaplarını mercek altına aldığı sosyal medya paylaşımlarından ve çevremizden duymaktayız. Meslekler bazında inceleme, tarhiyat ve ceza verisi bilgileri sosyal medyada paylaşılmaktadır.

SERBEST MESLEK YAPAN DOKTORLAR, AVUKATLAR VE DİĞERLERİ…

Toplumda bazı meslekleri yapanların çok kazandığı algısı vardır, doğru olma ihtimali yüksektir de, çünkü bu meslekler toplumun her ferdiyle iletişime geçebilen, göz önünde olan mesleklerdir. Aynı şekilde serbest meslek olmasa da restoranlar da dikkat çeken mükellefler olup, son zamanlarda bunlarla ilgili de denetimler gündeme gelmiştir.

T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Risk Analiz Merkezi (RAM), risk değerlendirmelerine ve genel konularda vergi incelemeleri yapmaktadır. Son zamanlarda riskli bulunan mesleklere Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından imzasız bir bilgilendirme E-Tebliği gönderildiği, bunların arasında doktorluk mesleği bulunduğu bilgisi bulunmaktadır.

GİB UYARI TEBLİGATLARINDA BELİRTİLEN MAAŞ/ÜCRET – GELİR VERGİSİ BEYANI ANALİZİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ

Vergi denetimlerinde, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı her türlü veri ve yapay zekayı kullandığı bilinmektedir. Ancak serbest meslek mükelleflerine GİB tarafından son zamanlarda gönderilen e-tebligatın şu kısmı dikkat çekmektedir. “Başkanlığımız kayıtlarından doktor olarak serbest meslek faaliyetinde bulunduğunuz anlaşılmıştır. Gelir vergisi beyannamelerinin verildiği bu dönemde kamu ve özel sektör çalışan doktorların elde ettiği ücret gelirleri analiz edildiğinde, serbest çalışan doktorlar tarafından beyan edilen ortalama kazançların çok düşük olduğu tespit edilmiş…” şeklinde bir analiz yapıldığı ve buna göre risk tespiti değerlendirmesi olduğu görülmüştür.

Vergilendirmede adalet ilkesine göre; çok kazananın ve beyan etmeyenin daha fazla denetim baskısı ve ceza tehdidiyle karşılaşması gerektiği doğaldır. Bu örnek tebligatın her riskli sektör mükelleflerine eşit şekilde yapılması, ayrıca analiz konuları içinde varsa kamu/özel sektör çalışanı ücret geliri ile kıyaslama analizinin her serbest meslek için yapılması gerekmektedir. Hatta matrahsız veya düşük matrahlı beyanname veren büyük şirketlere de, “bir asgari ücretli geliri kadar vergi ödemediğiniz görülmüştür…” şeklinde bir uyarı yazısı gönderilmesi olası olabilir.

  • Kamu/Özel sektör çalışanlarının gelirleri ile Serbest Meslek Erbabının Gelir Vergisi Beyanlarının kıyaslanması analizi çeşitli başarısızlıkları içerebilir.
  • Ücret/Gelir Beyanı kıyaslaması yapılacaksa bir veya birkaç mesleğe değil tamamına yapılması gerekir. Örneğin taksicilik faaliyeti yapanlara da kamu/özel sektörde çalışan şoförlerin yıllık gelirinin ve taksicilik faaliyeti yapanların gelir beyanının kıyaslanması veya Şirketlere de gelir analizi yapılması gerektiği gibi…
  • Ücret, Maaş ve Gelir Vergisi Beyanları analizinde; ücret gelirinden kesinti yöntemiyle ödenen vergi, meslek mensubunun beyanı dışında kendisinden kesilen, beyan yükümlülüğü ve iradesi olmadan alınan vergidir. Serbest meslek erbabı ise hiç gelir beyan etmese dahi beyanname damga vergisi ödemekle yükümlüdür, ayrıca faaliyetleri hizmet olduğundan KDV üreten ve KDV ödeyen vergi birimleridir. Bu anlamda Hazine geliri olarak, elde edilen vergi gelirinin tamamı düşünülmelidir.
  • Serbest meslek erbapları, sermayeden ziyade şahsi bilgisi ve tecrübesi önde tutulan işler yapmakta olsa da, beyan ve yükümlülükleri bakımından bir işletme gibi çalışan ekonomik birimlerdir. İşe başlayan işletme sabit kıymet yatırımı, kredi, giderler, müşteri edinmesi vs. gibi durumlar nedeniyle ilk yıllarda karlılıktan söz edilemeyeceği durumlar serbest meslek erbapları için de geçerlidir. ÖRNEĞİN bir diş hekiminin faaliyeti için oldukça ciddi sermaye gerekmekte, sabit cihazlar, tedavide kullanılan tamamına yakını ithal yüzlerce alet, edevat, ilaçlar ve en önemli maliyetlerinden biri diş protezciliği işleminin yüksek maliyetli olması gibi, yeni mezun bir hekimin kar etme olasılığı değerlendirilmelidir. Memur veya çalışan hekimlerin sabit yatırım ve zarar riskinin olmadığı, çalıştıran kurumun zararına katılmadıkları, çalıştıran kurumların işçi çalıştırma seviyesinde ve tarihsel olarak uzun yıllar faaliyette müşteri potansiyeli olan ve kâra geçmiş işletmeler (hastaneler) olduğu göz önüne alınmalıdır. Daha geniş kapsamlı düşünüldüğünde, SGK’nın örneğin diş tedavilerini neden özel sektöre daha fazla yayma politikası olduğu, cihazlar, ilaçlar vs. giderlerin yüksekliği, işlemin kamu zararı doğurma ihtimali gibi sebeplerinden biri midir, araştırılması gerekir. Yapılan mesleklerde çok fazla kazanan azınlık bir grubun genele teşmil edilmesi durumu söz konusu mu, atanmayan ve işsiz olan genç, işe yeni başlayan meslek mensuplarının sayısı, sektöre giriş ve karlılığa geçiş zamanı gibi ekonomik verilerin de analize katılması. Ancak memur/serbest meslek erbabı geliri analizinde anlamlı bilgiler verebilecektir.

UYGULAMALARDAKİ BAZI ELEŞTİRİLER

Vergi Usul Kanununa göre “vergi incelemesi”; Vergi Müfettişleri, Vergi Müfettiş Yardımcıları, ilin en büyük mal memuru veya vergi dairesi müdürleri tarafından yapılır. Sonucunda tutanak ve vergi inceleme raporu yazılır. “Vergi Denetimi” ise yukarıda bahsettiğimiz gibi, her türlü Risk Analizi sonucu riskli tespitlerin araştırılması, yoğun ve yaygın denetimi, hasılat denetimi, yoklama gibi Gelir İdaresi Tarafından yapılan, vergi inceleme niteliğinde olmayan, sonucunda rapor yazılmayan idari işlemler olarak tanımlanabilir. İzaha Davet ve Vergiye Gönüllü uyum son zamanlarda sık kullanılan vergi denetiminin süreçlerinden bazılarıdır.

  • Vergi İncelemeleri hukuksal bir tutanak ve vergi inceleme raporuyla sonuçlarının ortaya konulduğu ve mükellef haklarının yazılı olarak ve sözlü olarak kullanmasına müsait bir süreçtir. Vergi Denetimi içindeki gönüllü uyum; bir vergi inceleme raporu değil, mükellefe yapılan tespitlerin bildirilip, (İban transferleri vs. bilgiler) gönüllü olarak beyan vermesinin sağlandığı bir sistemdir. Burada mükelleflerin yasal haklarını ve beyanlarının hukuki sonuçlarının bilinmesi konularında riskler mevcuttur. Örneğin İBAN transferi veya Vergi Dairesinin bildirdiği tutarın ne kadarının hasılat, ne kadarının kazanç olduğunun ispatlanması idare tarafından vergi inceleme raporuna bağlanması gerekir.
  •  Vergi Usul Kanunu 267’nci Maddesinde; İkinci sıra: (Maliyet bedeli esası) Emsal bedeli belli edilecek malın, maliyet bedeli bilinir veya çıkarılması mümkün olursa, bu takdirde mükellef bu maliyet bedeline, toptan satışlar için % 5, perakende satışlar için % 10 ilave etmek suretiyle emsal bedelini bizzat belli eder. Denilmektedir. Buna istinaden belirlenen hasılatın %5 veya %10’unun kazanç olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır.
  • Gelir tespiti sadece bir veriden yapılmamalı, VUK 3 – İşlemlerin Gerçek Mahiyetinin Esas olduğu ilkesine uygun hareket edilmedir. Sadece İBAN verilerinden mükellefin gelirinin tespit edilemeyeceğine daire Danıştay kararları da mevcuttur. Öncelikle Mükellefin gerçek geliri tespit edilmeli, hasılat olarak belirtilen tutara “Maliyet” verilmeli bu maliyetin gerçek mahiyeti ortaya çıkarılmalı yoksa VUK hükümlerine göre yukarıda belirtilen emsal bedeli tespitinde kullanılan oranlar kullanılmalı ve ortaya çıkan kazancının vergiye tabi tutulması gerekir.
  • Büyük kurumların işlem yoğunluğu bakımından, Serbest Meslek Erbaplarından oranla daha fazla denetim ve ceza tehdidiyle karşılaşması gerekmektedir. Şirketlerin yatırım yaptıkları için karlılığa geçemedikleri kabul ediliyorsa, sabit yatırım zorunluluğu olan serbest mesleklerde de bu durum kabul edilmelidir. Şirketlerde karlılık oranlarının örneğin alış ve satış arasında %2 gibi, kabul edilip, serbest meslek erbaplarının maliyetlerinin yüksekliği göz ardı edilmemelidir.

RİSKİN KAYNAĞININ ARAŞTIRILMASI VE DENETLENMESİNİN ÖNEMİ

Sadece Gelir Vergisi Beyannamelerine bakılarak yapılan değerlendirme anlamsız olacaktır. Serbest meslek erbaplarının da beyanlarında karlılığı engelleyici yasal veya denetimsizlik nedenli sebepler olabilir. Örneğin, Sektörün Maliyetini Belgelendirmede sorunu var mı? Alt mükelleflerinin de denetime tabi tutularak vergi bilincinin geliştirilmesi gerekir. Maliyet gösteremeyen mükellef gelirini tam olarak beyan ettiğinde zarara girme düşüncesinden, kayıt dışına yönlenmesi olasıdır.

YÜKÜMLÜLÜKTE EŞİTLİK HUSUSUNA DİKKAT ETMEK GEREKİR

Bazı mükelleflerin vergi denetimi ve ceza tehdidini yükümlülükleri üzerinden yoğun hissederken, bazılarının hissetmemesi ve bu iki durumdaki mükelleflerin gelirlerinin yakın veya sorumluluk hissetmeyenin gelirinin daha fazla olması vergilendirme adalet ilkesine aykırı olacaktır. Örneğin;

KONUT KİRA VE İŞYERİ KİRA GELİRİ ELDE EDENLERİN DURUMU

Konut kira geliri elde eden mükelleflere GİB tarafından SMS’ler gönderilmekte, Bankalardan bilgi toplanıp, e-tebligat gönderilmekte, mükellefler beyan vermeyle yükümlü tutulmaktadır. Ancak, dükkan/ofis kirası elde eden mükellefler, kiracısı mükellef olduğunda genel olarak kesinti yöntemiyle vergisi alınmakta, iş yeri kira gelirinde 2024 yılı 230.000 TL, 2025 yılı 330.000 TL’ye kadar istisna tutulduğundan, geliri elde edenin beyanname verme yükümlülüğü söz konusu olmamaktadır. Büyük kurumsal iş yerleri haricinde, küçük ofis, dükkanların büyük kısmının, bu mükelleflerin konut kira geliri elde edenler bakımından, yükümlülük kiracıya yüklendiğinden daha rahat olduğu söylenebilir. Oysa tevkifatın anlamı, vergi güvenliği açısından gelirin kaynağından kesilmesi iken, konut kira geliri elde edenlerin, işyeri kirası elde edenlere göre daha güvenli olduğu kıyaslaması doğru mu değerlendirilmelidir. Kısaca küçük dükkan ve ofislerin vergi yükümlülüğünün geliri elde edene verilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Zira uygulamada bu verginin dükkan sahibinden kesilemediği, bu vergi yükü ve beyan yükümlülüğünü dükkan sahiplerinin hiç hissetmedikleri araştırma sonucu ortaya çıkarılabilecektir.

BASİT USULLE ÇALIŞANLARDAN, BASİT OLMAMASI GEREKENLER VAR MI ANALİZ EDİLMELİDİR.

Basit usulle çalışabilen ve gerçek usulle çalışanlardan daha fazla gelir elde edebilen sektörler araştırılmalı ve yükümlülüklerinin gerçek usulle eşitlenmesi gerekmektedir. Özellikle bu konuda Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlerden bilgi ve görüşler alınabilir. Basit Usul hususu bu mesleği de etkilemekte, defter, beyan, KDV gibi yükümlülük hususlarında avantajlı olduklarından söz konusu mesleğin iş potansiyelini de düşürmekte ve vergi gelirine de olumsuz etki ettiği söylenebilir. Zira bu basit usulle çalışan ekonomik birimler, kendini geçindirebilecek bir geliri olması gerektiği kabul edilir. Yazımızın önceki bölümlerinde belirtilen ücret/maaş geliri kadar beyan etmediğinden bahisle gönderilen e tebligatlarda belirtilen analizler bu meslekleri yapanlara da uygulanmalı, bir işçi kadar gelirleri olduğundan (olmasa işlerine devam etmeyecekleri düşünülürse) bir işçi kadar vergi ödemeleri ve vergisel beyan yükümlülüklerinin olması gerektiği düşünülmektedir.

Sonuç olarak; Vergi Usul Kanunu 3’ncü Maddede Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya, ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esas olduğu, 134'üncü maddesine göre; “Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek sağlamak olduğu, belirtilmiş olup, bu ilkelerin ve vergisel yükümlülüklerin tüm mükelleflere, vergilendirmede eşitlik ilkesine göre uygulanması, vergi bilincinin gelişmesinde, gönüllü uyum ve beyan esasının, işlemlerin gerçek mahiyetine göre işlemesi açısından önemlidir.

02.04.2025

Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)

>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.

>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.

>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.

>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.249 TL + KDV  Ayrıntılar için tıklayın.

GÜNDEM