Maliye tarafından yapılan ve yapılmakta olan denetimlerde amacın; “Vergilendirmede Adalet” yani çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınması olduğu iletişim araçlarıyla mükelleflere duyurulmuştur.
“Vergilendirmede Adalet” ilkesi ödenecek vergi ve vergilendirme süreçlerini de kapsayan, bu süreçlerin adaletli ve eşit muameleyle sürdürülmesi gerektiği sonucunu doğuran bir ilkedir.
“Vergi Denetiminde Adalet” Vergilendirmede adalet için, vergi denetimlerinin de mükellefler arasında adil şekilde uygulanması gerekir. Vergi Denetim baskısı ve ceza tehdidini her mükellef, risk ve gelir beyan durumuna göre, eşit şekilde hissetmelidir.
T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığının son zamanlarda, özellikle Serbest Meslek Erbaplarını mercek altına aldığı sosyal medya paylaşımlarından ve çevremizden duymaktayız. Meslekler bazında inceleme, tarhiyat ve ceza verisi bilgileri sosyal medyada paylaşılmaktadır.
Toplumda bazı meslekleri yapanların çok kazandığı algısı vardır, doğru olma ihtimali yüksektir de, çünkü bu meslekler toplumun her ferdiyle iletişime geçebilen, göz önünde olan mesleklerdir. Aynı şekilde serbest meslek olmasa da restoranlar da dikkat çeken mükellefler olup, son zamanlarda bunlarla ilgili de denetimler gündeme gelmiştir.
T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı, Risk Analiz Merkezi (RAM), risk değerlendirmelerine ve genel konularda vergi incelemeleri yapmaktadır. Son zamanlarda riskli bulunan mesleklere Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından imzasız bir bilgilendirme E-Tebliği gönderildiği, bunların arasında doktorluk mesleği bulunduğu bilgisi bulunmaktadır.
Vergi denetimlerinde, T.C. Hazine ve Maliye Bakanlığı her türlü veri ve yapay zekayı kullandığı bilinmektedir. Ancak serbest meslek mükelleflerine GİB tarafından son zamanlarda gönderilen e-tebligatın şu kısmı dikkat çekmektedir. “Başkanlığımız kayıtlarından doktor olarak serbest meslek faaliyetinde bulunduğunuz anlaşılmıştır. Gelir vergisi beyannamelerinin verildiği bu dönemde kamu ve özel sektör çalışan doktorların elde ettiği ücret gelirleri analiz edildiğinde, serbest çalışan doktorlar tarafından beyan edilen ortalama kazançların çok düşük olduğu tespit edilmiş…” şeklinde bir analiz yapıldığı ve buna göre risk tespiti değerlendirmesi olduğu görülmüştür.
Vergilendirmede adalet ilkesine göre; çok kazananın ve beyan etmeyenin daha fazla denetim baskısı ve ceza tehdidiyle karşılaşması gerektiği doğaldır. Bu örnek tebligatın her riskli sektör mükelleflerine eşit şekilde yapılması, ayrıca analiz konuları içinde varsa kamu/özel sektör çalışanı ücret geliri ile kıyaslama analizinin her serbest meslek için yapılması gerekmektedir. Hatta matrahsız veya düşük matrahlı beyanname veren büyük şirketlere de, “bir asgari ücretli geliri kadar vergi ödemediğiniz görülmüştür…” şeklinde bir uyarı yazısı gönderilmesi olası olabilir.
Vergi Usul Kanununa göre “vergi incelemesi”; Vergi Müfettişleri, Vergi Müfettiş Yardımcıları, ilin en büyük mal memuru veya vergi dairesi müdürleri tarafından yapılır. Sonucunda tutanak ve vergi inceleme raporu yazılır. “Vergi Denetimi” ise yukarıda bahsettiğimiz gibi, her türlü Risk Analizi sonucu riskli tespitlerin araştırılması, yoğun ve yaygın denetimi, hasılat denetimi, yoklama gibi Gelir İdaresi Tarafından yapılan, vergi inceleme niteliğinde olmayan, sonucunda rapor yazılmayan idari işlemler olarak tanımlanabilir. İzaha Davet ve Vergiye Gönüllü uyum son zamanlarda sık kullanılan vergi denetiminin süreçlerinden bazılarıdır.
Sadece Gelir Vergisi Beyannamelerine bakılarak yapılan değerlendirme anlamsız olacaktır. Serbest meslek erbaplarının da beyanlarında karlılığı engelleyici yasal veya denetimsizlik nedenli sebepler olabilir. Örneğin, Sektörün Maliyetini Belgelendirmede sorunu var mı? Alt mükelleflerinin de denetime tabi tutularak vergi bilincinin geliştirilmesi gerekir. Maliyet gösteremeyen mükellef gelirini tam olarak beyan ettiğinde zarara girme düşüncesinden, kayıt dışına yönlenmesi olasıdır.
Bazı mükelleflerin vergi denetimi ve ceza tehdidini yükümlülükleri üzerinden yoğun hissederken, bazılarının hissetmemesi ve bu iki durumdaki mükelleflerin gelirlerinin yakın veya sorumluluk hissetmeyenin gelirinin daha fazla olması vergilendirme adalet ilkesine aykırı olacaktır. Örneğin;
Konut kira geliri elde eden mükelleflere GİB tarafından SMS’ler gönderilmekte, Bankalardan bilgi toplanıp, e-tebligat gönderilmekte, mükellefler beyan vermeyle yükümlü tutulmaktadır. Ancak, dükkan/ofis kirası elde eden mükellefler, kiracısı mükellef olduğunda genel olarak kesinti yöntemiyle vergisi alınmakta, iş yeri kira gelirinde 2024 yılı 230.000 TL, 2025 yılı 330.000 TL’ye kadar istisna tutulduğundan, geliri elde edenin beyanname verme yükümlülüğü söz konusu olmamaktadır. Büyük kurumsal iş yerleri haricinde, küçük ofis, dükkanların büyük kısmının, bu mükelleflerin konut kira geliri elde edenler bakımından, yükümlülük kiracıya yüklendiğinden daha rahat olduğu söylenebilir. Oysa tevkifatın anlamı, vergi güvenliği açısından gelirin kaynağından kesilmesi iken, konut kira geliri elde edenlerin, işyeri kirası elde edenlere göre daha güvenli olduğu kıyaslaması doğru mu değerlendirilmelidir. Kısaca küçük dükkan ve ofislerin vergi yükümlülüğünün geliri elde edene verilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Zira uygulamada bu verginin dükkan sahibinden kesilemediği, bu vergi yükü ve beyan yükümlülüğünü dükkan sahiplerinin hiç hissetmedikleri araştırma sonucu ortaya çıkarılabilecektir.
Basit usulle çalışabilen ve gerçek usulle çalışanlardan daha fazla gelir elde edebilen sektörler araştırılmalı ve yükümlülüklerinin gerçek usulle eşitlenmesi gerekmektedir. Özellikle bu konuda Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirlerden bilgi ve görüşler alınabilir. Basit Usul hususu bu mesleği de etkilemekte, defter, beyan, KDV gibi yükümlülük hususlarında avantajlı olduklarından söz konusu mesleğin iş potansiyelini de düşürmekte ve vergi gelirine de olumsuz etki ettiği söylenebilir. Zira bu basit usulle çalışan ekonomik birimler, kendini geçindirebilecek bir geliri olması gerektiği kabul edilir. Yazımızın önceki bölümlerinde belirtilen ücret/maaş geliri kadar beyan etmediğinden bahisle gönderilen e tebligatlarda belirtilen analizler bu meslekleri yapanlara da uygulanmalı, bir işçi kadar gelirleri olduğundan (olmasa işlerine devam etmeyecekleri düşünülürse) bir işçi kadar vergi ödemeleri ve vergisel beyan yükümlülüklerinin olması gerektiği düşünülmektedir.
Sonuç olarak; Vergi Usul Kanunu 3’ncü Maddede Vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya, ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esas olduğu, 134'üncü maddesine göre; “Vergi incelemesinden maksat, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek sağlamak olduğu, belirtilmiş olup, bu ilkelerin ve vergisel yükümlülüklerin tüm mükelleflere, vergilendirmede eşitlik ilkesine göre uygulanması, vergi bilincinin gelişmesinde, gönüllü uyum ve beyan esasının, işlemlerin gerçek mahiyetine göre işlemesi açısından önemlidir.
02.04.2025
Kaynak: www.MuhasebeTR.com
(Bu makale kaynak göstermeden yayınlanamaz. Kaynak gösterilse dahi, makale aktif link verilerek yayınlanabilir. Kaynak göstermeden ve aktif link vermeden yayınlayanlar hakkında yasal işlem yapılacaktır.)
>> Duyurulardan haberdar olmak için E-Posta Listemize kayıt olun.
>> SGK Teşvikleri (150 Sayfa) Ücretsiz E-Kitap: hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Apple Store 'dan hemen indir.
>> MuhasebeTR mobil uygulamasını Google Play 'den hemen indir.
>> YILIN KAMPANYASI: Muhasebecilere Özel Web Sitesi 1.249 TL + KDV Ayrıntılar için tıklayın.